Minimalizm (Minimal Art) Akımı

Richard Buckminster jeodezik kubbesi

Minimalizm sözcüğü Fransızcadan gelen “minimum” sözcüğünden türemiştir. Minimum, kelime anlamı olarak “bir şey için gerekli en az veya en küçük miktar (derece, nicelik)” olarak tanımlanırken matematikteki ifadesi de, “değişken bir niceliğin inebildiği en alt basamak, asgari, minimal” şeklinde tariflenmiştir.

Richard Serra - Berlin Eğrileri
Richard Serra – Berlin Eğrileri

Sanatta Minimalizm ise; Minimal Sanat, ABC Sanatı ya da indirgemeci Sanat olarak da bilinmektedir. Biçimde aşırı sadeliği ve nesnel yaklaşımı savunan Minimalizm’in akım olarak ortaya çıkışı 1960’ların sonlarında görsel sanatlar ve müzik alanlarında, ABD’nin New York kentinde olmuştur. Minimalizm; bir fikri minimum sayıda renk, değer, biçim, çizgi ve dokuya indirgeme yaparak vurgulamak olarak tanımlanabilir. Kendisinden başka hiçbir obje veya deneyimi sembolize etmek ve sunmak fikrine katılmaz. Çıkış noktasını gerçek mekan ve gerçek materyal anlayışının temsil ettiği Minimal Sanat, sembollere önem vermeyen ve sanatsızlığa doğru yönelen nötr bir zevki temsil etmektedir. Görsel sanatlarda geometrik formların önemine paralel olarak olağan biçimi basite indirgemede madde ve renk olgusuna önem vermektedir. Bir başka deyişle, bugün özellikle mekanlarda, mobilyalarda, aksesuarlarda görülen geometrik şekillerin basit ritmlerle bir araya getirilmesine dayanan Minimalizm’in çıkış noktasının “gösterişçi abstract ekspresiyonizm” e karşı bir tavır ve yaratıcının kişiliğini apaçık ortaya koymayan materyal, form ve prosedür arayışları olduğu da söylenebilir.

Minimalizm’in mimarlık ve tasarımdaki karşılığı ise “en az malzemeyle en yalın, en ekonomik ve en işlevsel sonuca gitmek” olarak tanımlanabilir. Minimalist düşünce, mimarlık ve endüstri tasarımında modern mimarlıkta görülen yalın tasarımlardan, Japon mimarlığı ve Zen Budist bahçelerinden esinlenerek karmaşıklıktan ve gereksiz süslemelerden arınmayı sağlamıştır.

Minimalist kavramlar mühendislik ölçütleriyle de çakışmaktadır. Mühendislik tasarımları, özellikle de strüktür tasarımları doğadaki minimalist oluşumları örnek alarak gelişmiştir.

Richard Buckminster jeodezik kubbesi

Örneğin, sabun köpüğünde en az sayıda molekülün oluşturduğu yüzeysel gerilimle ortaya çıkan küresel kabuk formu çağdaş strüktürler için yol gösterici olmuştur. Buckminster Fuller’in jeodezik kubbesiFrei Otto’nun asma-germe sistemli çadır örtüleri hep en az malzeme ile en büyük açıklık geçme, en büyük alan kapatma çabaları olmuştur. Bu strüktürler de yalnızca kendi işlevlerini, statik konseptlerini dışa vurmuş, özde minimali maksimize etme ilkesine dayanmıştır.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir